ÖLÜM VE ÖTESİ
Editör:Gezginler İndir Download | Tarih:01 Kasım 2009 Yazdır
|
|
|
Ölüm gerçek olduğu kadar da doğaldır
Şu alemde yaşayanların fani ve ölümlü olmaları zorunlu, ölümsüz olmaları ise imkansız
Ölümün karşıtı doğum
Her doğan mutlaka ölür
Doğmak kadar ölmek de mukadder
Ölümün karşıtı olan diğer bir kavram da hayat/yaşam
Hayat gibi memat/ölüm de yararlı, gerekli ve zorunlu
Buna rağmen doğum olayına sevinen insan ölüm olayına üzülür
Aradaki fark bundan ibaret
Hayat olmayan yeryüzü ne kadar anlamsız ise ölüm olmayan yeryüzü de o kadar anlamsız
Aslında hayata anlam kazandıran ve onu sevimli kılan da ölüm
Şu halde hayat kadar memat da ilahi bir nimet ve büyük bir lütuf
“Ölüm mümin için ilahi bir armağan
” İnsanlık her yerde ve her zaman acı bir gerçek olan ölüm olayını anlamayı ve mahiyetini kavramaya çalışmış, bununla ilgili bir takım yorumlar yapmış, görüşler ileri sürmüş, ölümle ilgili inançlara sahip olmuş
Bu tür şeylerde nesilden nesile gelenek ve görenek yoluyla intikal etmiştir
Her toplumda doğum olayı gibi ölüm olayıyla ilgili de farklı gelenekler oluşmuştur
Ölüm olayı en çok dini ve dindarları ilgilendirir
Ölen kişiyle ilgilenen din ve dindarlardır
Çünkü ölümle ve ölüm ötesiyle ilgili olarak sadece inançlar ve vahye dayanan bilgiler vardır
Din, insanın hayatıyla ilgilendiği kadar, hatta ondan daha fazla, ölümüyle ve ölüm sonrasıyla da ilgilenir
Aslında yaratılan her şey fani/ölümlüdür
“Her nefs ölümü tadar” (Al-i İmran, 3/185, Enbiya, 21/35; Ankebut, 29/57) ayetinde geçen nefs “zat” ve “şey” olarak yorumlanmıştır
Buna göre ayet, “Her şey ölümü tadar” anl—– gelir
“Yeryüzünde olan her şey fanidir” (Rahman, 55/26) mealindeki ayet de bunu doğrular
“Baki olan sadece Allah’tır
” (Rahman, 55/26), “O, hayy-ı lâ-yemuttur
“, “Ölümsüz bir diridir
” (Bakara, 2/255; Al-i İmran, 3/2; Taha, 20/111) Beka ve ölümsüzlük, O’na özgüdür
Kur’an’da buyrulur: “Ölümsüz Diri’ye güven” (Furkan, 25/58)
Bütün dinlerde, özellikle ilahi dinlerde bu ve benzeri inançlar vardır
Şu halde “İnsanlar ölümlü/fanidir”, “Hayvanlar fanidir”, “Tüm canlılar fanidir”, “Bitkiler fanidir”, “Madde fanidir
” Kısaca yaratılan, sonradan olan ve oluşan (mahlukat, havadis/muhdesat, kainat, mümkinat) fanidir, ölümlüdür
Her şeyin bir evveli olduğu gibi bir de sonu vardır ve biz bu sona ermeye ölüm diyoruz
“Her şey ölümlü” olmakla beraber, biz bir insan ölünce ölümü hatırlar ve “Her nefs ölümü tadıcıdır” anl—– gelen ayeti okur veya dinleriz, tabutun üzerini de “Küllü nefsin zaikatu’l-mevt” ibaresi yazılı bir örtü ile örteriz
Bununla kendimizi teselli eder ve ölüm sonrasına hazırlık yapmamız gerektiğini düşünürüz
Ölüm bir insanlık gerçeğidir
İnsanlar, halklar, milletler ve kavimler değişik inançlara, dinlere, mezheplere ve felsefi kanaatlara mensupturlar
Bireylerin ve toplumların ölüm gerçeği karşısındaki tutumlarını, inançları ve felsefi kanaatları belirler, ölüm, cenaze kaldırma, kabir gibi hususlarla ilgili gelenekler bu çerçevede oluşur ve şekillenir
Ölüm konusunda, “Bu ve o dünya”, “Dünya ve ahiret”, “Yalan dünya-Gerçek dünya” şeklindeki çift dünya görüşü önemlidir
Çünkü ölüm karşısındaki tutum ve davranışları belirler
İnsanı herhangi bir canlı, bir hayvan ve bir bitki gibi gören kişiler vardır
Bunlara göre hayat doğumla başlar, ölümle biter
İnsanın doğum öncesine giden bir geçmişi olmadığı gibi, ölüm sonrasına uzanan bir hayatı da yoktur
Tabiatçılara (Natüralist) göre insan doğanın ürünüdür, doğadan gelir, doğaya gider
Maddecilere (Materyalistlere) göre insan, maddeden başka bir şey değildir
Maddeden gelir, maddeye döner
Pozitivistlere, nihilistlere, agnosistlere, ateistlere göre de durum aynıdır
Yani insan ot gibidir, doğar ölür
Öbür dünya diye bir şey yoktur
Nitekim doğum öncesi bir hayat da yoktur
İslam tarihinde bu inançta olanlara Dehri, Zındık ve Mülhid gibi isimler verilir
Bunlara göre ölüm mutlak bir yok oluştur, ölümle insanın varlığı sona erer, geriye bir şey kalmaz
Bu görüşte olanlara göre kabir azabı, kıyamet, mahşer, Cennet ve Cehennem de yoktur tabii
(Gazali, el-Maksadu’l-esna, Kahire, 1322, s
88)
Ölümden sonra hayatın olmadığına inananlar için ölüm bir felakettir, en büyük afettir
Onun için de çok acıdır
Hatta ahirete inanmayanlar için sadece ölüm değil, dünya hayatı da acıdır, anlamsızdır
Çünkü dünya hayatını anlamlı kılan ahiret inancıdır
Bundan dolayı da inançsız kişiler genellikle karamsardır, aralarında intihar olaylarına da sıkça rastlanır
Ölüm sonrası hayata insanlar en eski çağlardan beri inanmışlardır
Ruhların varlığına inanan animistler atalarının ruhlarını memnun etmek için ayinler düzenlerler, ölüleri rahat etsin diye sağlam mezarlar yapar, öbür dünyada dirilen ölülerin kullanmaları için mezarlara çeşitli eşyalar koyarlar
Dünyanın büyük anıtları olan Mısır’daki piramitler ölüler için yapılmış anıt-mezarlardır
Arkeoloji, antropoloji, etnoloji, sosyoloji ve tarih alanında yapılan araştırmalar en eski kavimlerde bile “öteki dünya” inancının mevcut olduğunu göstermektedir
İlahi veya hak din dediğimiz vahiy kaynaklı semavi dinlerde, ahiret inancı vurgulanmış, Cennet ve Cehennemin mevcudiyeti, buradaki hayatın sonsuzluğu (Hulûd) kesin bir şekilde ifade edilmiştir
(Tevrat: Eyüp: 14/14-22, 19/25-29; İncil, Markos: 12/18-27; Luka, 20/27-38)
Kur’an, ilk insan Adem’den sonra gelen bütün peygamberlerin ümmetlerini ahirete inanmaya davet ettiklerini anlatır ve çeşitli vesilelerle ölüm olayı üzerinde durur
Her şeyden önce hayat veren ve öldüren Allah’tır
(Yunus, 10/56) “Allah’ı nasıl inkar edersiniz ki, ölü idiniz, diriltti, sonra öldürecek ve tekrar diriltecek
” (Bakara, 2/28) Yani insan bu dünyaya gelmeden önce ölü idi, daha doğrusu ölü gibi idi
Sonra, dünyaya geldi, hayat buldu, sonra eceli yetince ölecek, sonra tekrar dirilecek
İki ölüm ve iki hayat budur
Bazılarının sandıkları ve iddia ettikleri gibi bunun reenkarnasyonla da bir ilgisi yoktur
“Can çekişenlerin canını Allah alır
” (Fatır, 35/9) İnsana can veren ve alan Allah’tır
Yüce Allah ölüm meleği Azrail’i bu işle görevlendirmiştir
İnsan ruh ve bedenden oluşan bir varlıktır, ruhu ile yukarı aleme, bedeniyle aşağı aleme bağlıdır
Ruh ilahi, beden maddidir
Beden topraktan gelir, yine toprağa gider
“Sizi ondan (topraktan) yarattık, oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız” (Taha, 20/55) Yani insanın bedensel varlığı topraktan yaratılmıştır, yine toprağa gidecek ve toprak olacaktır
Her şey aslına döner
Beden de aslı olan toprağa dönecektir
İnsan, hayvanlarda olan candan ayrı ve bambaşka bir cana/bir ruha sahiptir
Bu ruhun madeni, menbaı ve netice itibariyle mahiyeti ilahidir
Yüce Allah buyurur: “Ben O’na ruhumdan üfledim” (Hicr, 15/29; Sad, 38/72; Secde, 32/9) Yani Allah Tebareke ve Teala insana kendi ruhundan bir nefha/üfürük vermiştir
Bu nefha Hak Teala ve Tekaddes hazretlerinden olduğundan ilahidir, maddi değildir, rabbanidir
Buna “Rabbânî Lâtife”, “İlahi Cevher”, “ilahi Nur” gibi isimler de verilir
Bazan buna nefs/nefs-i zekiyye, kalb, ruh ve akıl da denir
İnsanı hayvandan farklı ve ona üstün kılan işte bu manevi cevherdir
İnsan ölünce bedeni toprak olur ama ruhu, bir başka şekilde yaşamaya devam eder
Şöyle de denilebilir: Ruh aslına döner, O’ndan geldi, O’na gider
O’nun yakınlığını kazanmanın ve civarında olmanın anlamı budur
“Biz Allah’a aitiz ve yine O’na döneceğiz
” (Bakara, 2/156) Sufiler, “Ruh O’ndan geldi, O’na dönüp gider” derler
Ancak ruh O’ndan tertemiz ve pak olarak gelmiştir
O’na dönmesi için de yine bu nitelikte olması lazımdır
Bu nitelikte olmayan kirli ruhlar temizlenme işlemine tabi tutulur
Cehennem atişi en iyi, en etkili temizleme vasıtasıdır
Bu dünyada kirlenen ruhlar yine bu dünyada temizlenip arı ve duru hale gelmezlerse ateşle temizlenirler
Cehennem temizlenme yeri, Cennet temizler yurdudur
Benzer Konular
"ÖLÜM VE ÖTESİ " konusuyla alakalı GezginlerİndirDownload.Com'da bulunan sayfalar:- İnsan Hakları Nedir
- İslam Nedir?
- En Etkileyici Dini Sözler
- elif şafak aşk kitap özeti
- Minik Dualar İlahi Sözleri
- BELGESEL : HZ İBRAHİM VE HZ LUT
- Evelallah,Eyvallah,Fesübhanallah Anlamı
- Rüyada Atatürk’ü Görmek
- Günlük Dini Dualar + Salat-i Tefriciye Sayaç 1.0
- Metin2 Gül , Çikolata ,Lolipop Nerden Çıkar?
